Çarşamba, Aralık 27, 2006

KADINLAR DA BAYRAM NAMAZI KILMALI MI?

Uludağ Üniversitesi (UÜ) İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Yunus Vehbi Yavuz, Hazreti (Hz) Muhammed döneminde Müslüman kadınların bugünkünden daha özgür olduklarının ve daha çok hakları bulunduğunu belirterek, “Bu haklardan biri de cemaat namazları ile cuma ve bayram namazlarına erkekler gibi katılmalarıydı” dedi

Yavuz, yaptığı açıklamada, Hz. Muhammed'in, özellikle kadınların, genç kızların ve çocukların bayram yerine çıkarılmasını, yapılan konuşmaları dinleyerek bilgilenmelerini ve topluma katılmalarını emrettiğini bildirdi.

Bu dönemde kadınların sabah ve yatsı namazları dahil 5 vakit namazlarını aynen erkekler gibi camiye giderek kıldıklarını belirten Yavuz, “'Hz. Muhammed döneminde yaşayan Müslüman kadınlar, bugün yaşayan kadınlardan daha özgürdüler ve bugün var olandan daha çok haklara sahiptiler. Bu haklardan biri de cemaat namazları ile cuma ve bayram namazlarına erkekler gibi katılmalarıydı” diye konuştu.

Cumartesi, Aralık 16, 2006

Diyanet'ten içkili namaza tepki

İçkiliyken namaz kılınır mı kılınmaz mı tartışmalarına Diyanet-Sen Genel Başkanı Ahmet Yıldız tepki gösterdi.
Yıldız yaptığı açıklamada, İslam’da namaza durma şartlarının belli olduğunu ve bu şartların değiştirilemeyeceğini belirtti. İslamiyet'in hastalara bile namaz kılmama da müsamaha gösterdiğini ancak, alkolün uyuşturucu niteliği taşıdığını ve insan vücudunda tıbben 6 saat geçerliliğini koruduğuna dikkat çekerek, içkili namaz kılınmayacağını söyledi.
İçkili namaz kılınacağını iddia edenlerin abesle iştigal ettiklerini vurgulayan Yıldız, namaz kılan kişinin namaza saygı duyması gibi, namazı ne için kıldığının bilincinde olması gerektiğini belirterek, "Bu duyguları içinde taşıyan kişi zaten alkollü namaza durmaz. İddia sahiplerinin amacı İslamiyet'i yıpratmaya yöneliktir. Şiddetle kınıyoruz. Bu iddianın sahibi de büyük bir ihtimalle içkili iken sözlerini sarf etmiştir" dedi.
Başkan Yıldız ayrıca THY'de deve kurban kesme olayının da istismar edilerek, her bayram arifelerinde bu tür yayınlar oluşturulduğunu, amaçların ise mübarek bayrama gölge düşürmek olduğunu bildirdi.

Cuma, Aralık 15, 2006

Diyanetin Haram Parayla Kurban Kesme Fetvası

Diyanet İşleri Başkanlığı, internet sitesinde yer alan ve kamuoyunda yankı bulan, "Gayri meşru yolla kazanılan parayla kurban kesilip kesilemeyeceğine" ilişkin sorunun yanıtını değiştirdi.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Diyanet İşleri Başkanlığı, "www.diyanet.gov.tr" adresinden ulaşılabilen internet sitesinde, "Sıkça Sorulanlar" ve "Dini Sorular" bölümlerinde "Kurban" konusundaki görüşlerin yer aldığı bölümde bulunan "Gayri meşru yolla kazanılan parayla kurban kesilebilir mi?" sorusuyla ilgili düzenleme yaptı.

Bu konudaki soruya daha önce verdiği, "İslam dini kişilerin meşru işlerle uğraşmalarını ve geçimlerini helal yollardan elde etmelerini önerir. Bununla birlikte kişi, haram parayla kurban kesmişse geçerli olur. Ancak, gayrimeşru kazancın sorumluluğundan kurtulmak için, bu malı yoksullara veya hayır kurumlarına vererek elden çıkarması ve bir daha işlememek üzere tövbe etmesi gerekir" yanıtının kamuoyunda tartışmalara neden olmasının ardından önce soruyu tamamen siteden kaldıran Başkanlık, soruyu ve soruyla ilgili yeni ve detaylı görüşlerini bugün yeniden sitesine taşıdı.

"MAKBUL BİR İBADET SAYILMAZ"
Diyanet İşleri Başkanlığının sitesinde, soruya verilen detaylı yeni yanıt şöyle:

"İslam dini, kişilerin meşru işlerle uğraşmalarını ve geçimlerini helal yollardan temin etmelerini emreder. Buna rağmen gayrimeşru yolla bir kazanç elde edilmiş ve bu kazancın sahibi belli ise bunun sahibine iade edilmesi, belli değil ise karşılığında sevap beklenmeksizin yoksullara veya hayır kurumlarına verilerek elden çıkarılması ve tövbe edilmesi gerekir.

Mali yönü bulunan her ibadet helal kazanç ile yapılmalıdır. Bu sebeple, gayrimeşru yolla elde edilen kazanç ile kurban kesmek dinen caiz değildir.

Bununla birlikte, bir kimse haram yoldan kazanılan parayla kurban kesmişse kesilen hayvanın etinin yenmesi ve dağıtılması gibi dünyevi hükümler açısından kurban şeklen yerine gelmiş olsa bile Allah’a karşı ibadet sorumluluğu açısından bunun makbul bir ibadet sayıldığı söylenemez." Diyanetin, konuyla ilgili tartışmalara neden olan önceki yorumunda da şu ifadeler yer almıştı:

"İslam dini kişilerin meşru işlerle uğraşmalarını ve geçimlerini helal yollardan elde etmelerini önerir. Buna rağmen gayrimeşru yolla bir kazanç elde edilmiş ve bu kazancın sahibi belli ise bunun sahibine iade edilmesi belli değil ise karşılığında sevap beklenmeksizin yoksullara veya hayır kurumlarına verilerek elden çıkarılması gerekir.

Bu itibarla, gayrimeşru yolla elde edilen para ile kurban kesmek uygun değildir. İbadetler helal parayla yapılmalıdır. Bununla birlikte kişi, haram parayla kurban kesmişse geçerli olur. Ancak, gayrimeşru kazancın sorumluluğundan kurtulmak için, bu malı yoksullara veya hayır kurumlarına vererek elden çıkarması ve bir daha işlememek üzere tövbe etmesi gerekir."